Eylül 1874
İstanbul İtfaiyesini Kuran Macar Kont
İstanbul'un evlerinin çoğu ahşaptı ve yangın şehrin en büyük tehlikelerinden biriydi. 18. yüzyıldan itibaren Galata Kulesi'nin tepesi yangın gözcülerine ayrıldı. [2, 3]
Şehirde üç yangın kulesi vardı: Galata, Beyazıt ve Vaniköy sırtlarındaki İcadiye. "Köşklü" denen gözcüler gece gündüz nöbet tutardı. [2, 5]
Galata Kulesi'ndeki gözcü dumanı görünce kös denen dev davulu çalardı. Yangının hangi yakada olduğunu Galata'da gündüz bayrakla, Beyazıt'ta sepetle, gece iki kulede de fenerle gösterirlerdi. İcadiye'den atılan toplar da şehre yangını duyururdu. [1, 2, 3, 5]
1720'de Fransız asıllı mühendis Gerçek Davud, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın görevlendirmesiyle Yeniçeri Ocağı'na bağlı Tulumbacı Ocağı'nı kurdu. Kuruluş yılı İBB'de 1714 olarak geçiyor; TDV'nin iki maddesi 1720 diyor. [1, 2, 4]
Mahallelerde gönüllü tulumbacılar vardı. Su pompası sandığını dört kişi omuzda koşarak taşırdı; birbirlerine "omuzdaş" derlerdi. Yangına ilk varan olmak için yarışırlardı. [2, 6]
5 Haziran 1870 sabahı Beyoğlu'nda çıkan yangın yaklaşık 13 saat sürdü; bir ucu Galatasaray'da, öbür ucu Kasımpaşa Deresi'nde söndürüldü. Binlerce bina yandı. Ölü sayısı kaynağa göre değişiyor: resmî cetvelde 128, dönem gazetelerinde çok daha fazla. [7]
1874'te Osmanlı hükümetinin davetiyle gelen Macar Kont Ödön Széchenyi, itfaiyeyi askerî düzende kurdu. Tulumbayı omuzda taşımak bırakıldı; iki ya da dört atlı tulumba arabaları geldi. [1, 4]
Széchenyi Paşa itfaiyeyi 1922'deki ölümüne kadar, yaklaşık 48 yıl yönetti. Mezarı Feriköy'de. Askerî itfaiye 1923'te belediyeye devredildi. [1, 4]
Ne değişti? Dumanı gözle arayan gözcülerin yerini bugün İstanbul İtfaiyesi aldı. Galata Kulesi bugün müze; en üst katı seyir terası. Tünel Meydanı'ndan Galip Dede Caddesi'nden aşağı inince kuleye varılıyor. [8, 9, 10]


